EN iyisi mi? bENce sENsin!


Şubat 24, 2008 · Kategori: Yasam

Dünya nüfusunu, mevcut halkların nispetlerini muhafaza ederek, 100 kişilik bir köy kadar küçültebilseydik bu köy şöyle olacaktı:


57 Asyalı , 21 Avrupalı, , 14 Amerikalı (Kuzey,Orta,Güney)   ve 8 Afrikalı.

Bunların 52'si kadın , 48'i erkek olacaktı

30 beyaz , 70 beyaz (+ + )olmayan,

30 Hristiyan, 70 Hristiyan olmayan,

89 heteroseksüel , 11 homoseksüel

6 kişi bütün servetin % 59'una sahip olacaktı ve bunlarin hepsi   ABD kökenli olacaktı.

20 kişi iyi evlerde yasayacaktı,

30 kişi okuma-yazma bilecekti,

1'i ölmek üzere, 1'i de doğmak üzere olacaktı.

1 kişi bilgisayar sahibi,

1 kisi de (evet, sadece 1 kisi) üniversite mezunu olacaktı.

Simdi sunlari göz önünde bulundurun:

Bir harp tehlikesi ile, işkence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.

Tutuklanmaktan , işkence görmekten, yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kişiden daha iyi bir şansa sahipsiniz.

Buzdolabınızda yiyeceğiniz , üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların % 75'inden daha zenginsiniz.

Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasındasınız.

Anneniz , babanız  sağ ise, siz bu dünyada nâdir kişilerden birisiniz.

Birisi sizi düsündü ve bunu yazdı, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri değilsiniz.

Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış.

Kimse seni üzmemiş gibi sev.

Kimse seni seyretmiyormuş gibi danset.

Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle.


Ya da sen yine her zaman yaptığın gibi nereye olduğunu bilmeden, kan ter içinde koşmaya ve hayattan şikayet etmeye devam et...

Yorum (4) Yorum yaz!

Su ile Gülün Hikayesi


Şubat 6, 2008 · Kategori: Yasam

Günün birinde bir gülle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabiiki zaman lazımdır birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. Hayatında ilk kez aşık olan gül, burcu burcu açar ve etrafa kokular saçar. Suya dönüp der ki birgün:

“Sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye.”

Öyle zaman gelir ki artık su da içinde güle karşı birşeyler hissetmeye başlar. Zanneder ki güle aşık oldum. Günler ve aylar birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artık eskisi kadar ilgilenmez gül ile. Gül ise;

“Acaba su beni artık sevmiyor mu” diye düşünmeye başlar.

Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır. İçin için bu soruyu sorar kendine. Birgün gül suya der ki:

“Biliyor musun ben seni cok seviyorum.” Su:

“Ben de seni seviyorum” der.

Aradan zaman geçer ve gül yine suya: “Seni seviyorum” der.

Su sıradan bir ifadeyle “Ben de” der. Ama gül bu sözde sevgiyi hissedemez. Bu sıradanlaşma gittikçe sürer ama gül sabırla hep “Seni çok seviyorum ” der suya. Ama artık öyle bir duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu açan dalları solmaya yüz tutar. Kendini toparlayarak ve son kez suya:

“Biliyor musun seni hala çok seviyorum” der göz yaşları içerisinde. Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile:

“Üfff söyledim ya ben de seni seviyorum diye” der. Gün gelir gül yataklara düşer. Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş çehresi sararmıştır. Yataklardadır artık. Su ise başında bekler gülün, yardımcı olabilmek için onu çok seven ve sevdiğini her fırsatta söyleyen sevgili dostuna. Ama bellidir ki artık gül ölecektir. Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki:

“Biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik”

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır. Nedir sorun diye doktora sorar. Doktor muayene eder gülü. Muayeneden sonra şöyle der:

“Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez.” Su merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalık nedir diye, ve sorar doktora “Hastalığı nedir ki sevgili dostumun” diye. Doktor şöyle bir bakar suya ve der ki:

“Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba sevgili dostuna, bu gül sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der. Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek yetmemektedir. Ama artık çok geçtir.

Sevdiklerinize, geç olmadan onları sevdiğinizi söylemekle kalmayın gösterin.

Güller solmasın.

Yorum (2) Yorum yaz!

İşinizi Sevin


Şubat 6, 2008 · Kategori: Yasam

Bir saatliğine mutlu olacaksanız,

Şekerleme yapın...

Bir günlüğüne mutlu olacaksanız,

Balık avlamaya gidin...

Bir aylığına  mutlu olacaksanız,

Evlenin...

Bir yıllığına  mutlu olacaksanız,

Bir servete konun...

Tüm yaşam boyunca  mutlu olacaksanız,

İşinizi sevin...

Yorum (yok) Yorum yaz!

ARKA-DAŞ


Şubat 5, 2008 · Kategori: Yasam

Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış.

 

Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebilecegimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.

 

Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılasırlar.

Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar;

- Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?

Arkadaşlık cevap verir:

- Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yalan !


Haziran 20, 2007 · Kategori: Yasam

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::