İzlediğim Film: Pan'ın Labirenti


Mart 7, 2008 · Kategori: Ne Yapiyorum

Pan’ın Labirentiİkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir. Ona bazı görevler verip onları yapmasını isteyecektir. Tebeşirle duvara kapı çizip geçebilmektedir. Görevleri tamamladığında annesi, babası ve kendisinin krallığında prenses olacağı vadedilmektedir. Bu görevlerin hepsini başarı ile bitirmekte. Ama filmin sonunda ölüyor. Tam anlayamadım ama bu krallık sanırım öldükten sonra öbür dünyada olan bir krallık.

Yorum (1) Yorum yaz!

İzlediğim Film: Dejavu


Mart 7, 2008 · Kategori: Ne Yapiyorum

Deja Vu

Carlin polis teşkilatında çalışan bir ajandır. New Orleans'ta meydana gelen bir patlamayla ilgili yaptığı soruşturma esnasında dejavu olarak bilinen tekrarlanma halini yaşar. Bu durum Carlin'in beyninde soruşturmayla ilgili  bazı fikirler verir. Geliştirilen bir cihaz yardımıyla yaşamış olduğu geçmişteki şeyleri tekrardan izleyebilmektedir. Hatta 3 boyutlu olarak görebilmektedir. Her yere bakabilmektedir. Biraz saçma gelebilir ama adamlar yapmış.

Yaşamış olduğu dejavu sayesinde patlamanın öncesine dönerek çok kısa bir zaman dilimi içerisinde herşeyi döndürebileceğini keşfeder. Üstelik patlamanın kurbanlarından biri olan genç bir kadınla da duygusal bir bağı vardır ve bazı sırlar bu kadının geçmişinde saklıdır.

 

Geliştirilen bu cihaz yardımıyla geçmişe dönüp bazı şeyleri değiştirmektedir. Teknoloji açısından saçma olmasına rağmen eğer almışsanız izleyebilirsiniz. 2 saat felan sürüyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İzlediğim Film: Mr. Brooks


Şubat 18, 2008 · Kategori: Ne Yapiyorum

Tür :   Gerilim / Dram  / Suç
Gösterim Tarihi : 1 Haziran 2007
Yönetmen : Bruce A. Evans
Senaryo : Bruce A. Evans , Raynold Gideon
Görüntü Yönetmeni : John Lindley
Müzik : Ramin Djawadi (Filmi izlerken zaten anlamıştım, Prison Break dizisinin müziklerini de bu adam yapmıştı.)
Yapım : 2007, ABD , 95 dk.

Oyuncular
Kevin Costner (Mr. Brooks) , William Hurt (Marshall) , Demi Moore (Dedektif Attwood) , Dane Cook (Mr. Smith) , Jason Lewis (Guy) , Steve Coulter (Roger) , Marg Helgenberger (Mrs. Brooks)

Costner'ın canlandırdığı Mr.Brooks, Amerikan Rüyası'nı gerçekleştirmiş, başarılı bir fabrikatör... Ancak paraya bağımlı olduğu gibi, bir de öldürme bağımlılığı var. Dışarıdan bakıldığında oldukça düzgün ve sıradan bir görüntü veren Brooks'un yaşamı, aslında sadece kendisinin bildiği büyük bir karanlığa sahiptir.

"Bir suç ancak onu planlayan zeka kadar mükemmel olabilir."


Mr. Brooks parası olduğundan kendisine son teknolojiyi kullanarak, evinin bir bölümünü kendi çalışma ofisi olarak ayarlıyor. Bu ofiste "Men in Black" teki gibi sıra sıra takım elbiseler(Siyah), ayakkabılar bulunmakta. Buradan giydiği elbise ve ayakkabılarla cinayete çıkıyor. Bu filmi izlerken birden "Batman" filmindeki sahneler aklıma gelmedi değil. Bilgisayarı ile istediği bilgiye anında ulaşıyor. Her ayrıntıyı bilgisayardan araştırıyor. Her bilgiye ulaşıyor. Nasıl olur da böyle her bilgiye ulaşırlar orası da ilginç tabi(Hem katil, hem hacker). İşlediği cinayetlerde çok hassas davranan kahramınımızın lakabı parmak katili. İşlediği cinayetleri çok temiz yapıyor, her ayrıntıya dikkat ediyor ve geride hiç iz bırakmıyor. Delillerini yine çalışma ofisindeki fırınlarda yok ediyor. Filmin sonuna kadar fotoğrafta arkasında duran adam, ikinci kişiliği olarak filmde beraber oynuyor.

Son cinayeti onun başına dert olacak gibi görünse de, üstün zekası ile bu cinayetten de sıyrılmayı başarıyor. Sürükleyici, güzel bir film bence. İzlemenizi öneririm.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İzlediğim Film: Kar ve Kaplan(Le Tigre E La Neve)


Şubat 16, 2008 · Kategori: Ne Yapiyorum

Enterasan bir aşk hikayesi, Romada başlayıp, Irakta devam eden, aşkının peşinden gidip aşkı için yaşayan bir adamın hikayesi. Filmde, eğer birini gerçekten seviyorsanız, karşı taraftan yanıt alamasanız bile aşkınızın peşinden koşup onu bulmanız gerektiği belirtiliyor. İnsan yaşıyorsa aşkı için yaşar.

"Aşk olunan bir şey değil, oluşturulan bir şey olmalıdır."

Filmden bir hikaye:
"Bir adam çok gençken bir kadını sevmiş ve evlenmiş, bir zaman sonra o savaştayken haber gelmiş ki karısı çiçek hastalığına yakalanmış ve cildi bozulmuş, çirkinleşmiş. Bu durumu öğrenen adam, gözlerim kötüleşti, kör oldum demiş. 12 yıl sonra karısı ölmüş ve onun da gözleri açılmış. İşte aşkı bu kadar büyükmüş. Karısına acı vermemek için 12 yıl boyunca kör taklidi yapmış." İşte gerçek aşk budur.

"Her insan bir uçurumdur. İçeri bakmak yükseklik korkusu yaratır."

Şair olan Attilio bir üniversitede öğretmenlik yapmaktadır. Edebi alanda belirli bir ünü olan Attilio son kitabı 'Kar ve Kaplan'ı henüz yayınlamıştır ve hem okurlar, hem de eleştirmenler tarafından çok beğenilmiştir. Ancak sözcüklerdeki başarısını aşk hayatında gösteremez. Sürekli rüyalarına giren, deli gibi aşık olduğu Vittoria, onun ısrarcı ilgisinden sıkılmıştır ve sürekli olarak tekliflerini reddetmektedir.
Aitillo gibi edebiyatçı olan Vittoria'nın üzerinde çalıştığı son kitabı, Iraklı bir şairin biyografisini konu almaktadır. Yıllardır Paris'te yaşayan bu ünlü şair Bağdat'a dönmeye hazırlanmaktadır. Eğer savaş patlak verirse Bağdat'da kendi insanlarının yanında olmak istemektedir.
Vittoria ve Attilio onunla Roma'da buluşurlar. Aradan zaman geçer ve günün birinde Attilio, Bağdat'a dönmüş olan ünlü şairden bir telefon alır. Vittoria biyografiyi bitirebilmek için onunla birlikte Bağdat'a gitmiştir, ancak ilk Amerikan saldırısında başından yaralanmıştır ve şimdi ölümün eşiğindedir. Attilio bu acı haberi alır almaz Irak'a doğru yola çıkar.

Yorum (1) Yorum yaz!

Bob Marley...


Şubat 8, 2008 · Kategori: Ne Yapiyorum

Bob Marley, Robert Nesta Marley, (d. 6 Şubat 1945, Jamaika; ö. 11 Mayıs 1981, Miami, ABD) reggae sanatçısı.

Asıl adı Robert Nesta Marley olan unutulmaz sanatçı, 6 Şubat 1945 tarihinde Jamaika'da dünyaya gelmiştir. Bob Marley, 130'un üzerinde  plağı, her biri dillere destan olmuş yüzlerce şarkısı bulunan bir  reggae efsanesidir.

                                

5  yaşındayken, annesi Kingston'a taşınmaya karar vermiş ve orada Bob ve  ailesi, yaşamı boyunca Bob'un en iyi arkadaşlarından biri olan Bunny  Livingston ve ailesi ile birlikte yaşamışlar. Bob ve Bunny, o yıllardan  beri müzik ile uğraşmışlar.

Bob Marley, reggae müziğinin sadece Jamaika sınırlarında kalmamasını sağlayıp, onu bütün dünyaya duyuran en önemli  isimlerden biridir. Büyük bir kesim tarafından bu tür müziğin kralı  olarak ifade edilen Bob Marley, söz yazarı, şarkıcı ve gitaristtir.  Profesyonel anlamda müziğe The Wailers grubu ile başlamıştır. The Wailers, Peter Tosh ve Bunny Livingston'dan  oluşuyordu ki, bu isimlerde daha sonradan Bob Marley gibi solo kariyer  çalışmalarına devam ettiler. İlk hitleri "Simmer Down" olmuştu.

Bob,  The Wailers'dan ayrıldıktan sonra, üç kadın reggae sanatçısının  oluşturduğu The I-Threes adlı gruba müzikal alanda yardım etti.  Topluluğun elemanlarından Juddy Mowatt, tecrübeli sanatçı için şu  ifadeyi kullanmıştı; "Bob Marley’in şarkı sözü ve müzik altyapısı  öylesine gelişmiş ki, kendisi bir müzik ansiklopedisi gibi"

Bu  ünlü Jameikalı söz yazarı, sadece kendisi ile değil bu grubu ile de,  "ada müziğinin" evrensel bir boyut kazanmasını sağladı. Şarkılarında  politik ancak basit bir içerik vardı.

"Catch A Fire"ı 1972 yılında yayımladı. Bu çalışmayı; 1973 çıkışlı "Burnin’", 1975'te kaydedilen "Natty Dread"  ve 1975 tarihli "Live" albümleri izledi. İngiltere, Almanya gibi önemli  Avrupa ülkelerinde de hatrı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip oldu.  Bu sayede Avrupa'da özellikle o yıllar için büyük önem taşıyan  konserler verdi.

En popüler şarkılarından biri olan  "Get Up, Stand Up", sosyal karmaşayı konu edinir. "No Woman, No Cry"  gibi politik olmayan içerikte parçaları da vardır.

Birleşmiş  Milletler "Barış Madalyası", 1978'de Afrika insanına yapılan insancıl  yardımlara şarkılarıyla destek olduğu için, Bob Marley'e verilmiştir.  Ve bu ödülü aldığı sene insancıl yardım amacıyla Jamaika'da konsere  çıkmıştır. Müzisyenliğiyle uluslararası alanda kabul gören Marley,  insani yönüyle de büyük takdir kazanmıştır.

Yaptığı  "I Shot The Sheriff" ve "Get Up, Stand Up" gibi şarkılar ünlü sanatçı  Eric Clapton tarafından yıllar sonra yeniden düzenlenmiştir.

 

1977  yılında futbol oynarken ayak başparmağında açılan bir yaradan dolayı  deri kanseri (melanoma) olduğu ortaya çıktı. Parmağının kesilmesini  sahnede eskisi gibi performans gösteremeyeceğine inandığı için istemedi  . 1981 yılında ağırlaşan Marley, son günlerini yaşamak için Almanya'dan  ülkesi Jamaika'ya uçakla dönerken durumu kritikleşti. Uçağı acil tıbbi  yardım için Miami'ye iniş yaptı. Miami, Florida'daki Cedars of Lebanon Hastanesinde, 11 Mayıs 1981 sabahı 36 yaşında hayatını kaybetti. Son sözleri oğlu Ziggy'ye "Para hayatı satın alamaz" oldu.[1] Ölmeden önceki ay kendisine ülke kültürüne katkılarından dolayı  Jamaika'nın en büyük ödülü MERİT verilmişti ama almaya ömrü yetmedi.  Belki bedeni değil ama unutulmaz eserleri, büyük manevi değer taşıyan  yardım çalışmaları ve dimdik ayakta duran adıyla dünya müziğinin en  önemli efsanelerinden biridir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::